25 Ekim 2015 Pazar

OKUDUKLARIM 26 - MİNO'NUN SİYAH GÜLÜ


Hüsnü Arkan'ın kaleme aldığı yanılmıyorsam 5. kitabı Mino'nun Siyah Gülü. Kitaba geçmeden önce Hüsnü Arkan'dan azıcık bahsetsek sanırım yerinde bir davranış olacak. 1958 İzmir doğumlu ve çoğumuzun Ezginin Günlüğü ile tanıdığı şahane sesli sanatçıdır kendileri. 2010 yılında Ezginin Günlüğünden ayrılarak müzik hayatına tek başına devam etti. 'Solo' isimli bir albüm çıkardı ki mutlak surette dinlemelisiniz. Bunun yanı sıra yeni çıkardığı Kırık Hava isimli bir albümü daha var, hemen alt tarafa bir link bırakacağım, dinlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

Ve Mino'nun Siyah Gülü... Hüsnü Arkan'ın okuduğum ilk kitabı ve okurken hemen her sayfada neden şimdiye dek okumadım diye hayıflanıp durdum.. En az şarkıları/sesi kadar hüzünlü ve bir o kadar da samimi bir kitap olmuş. 

2011 yılında Kırmızı Kedi Yayınevinden çıktı kitap, Arka kapak yazısı şöyle;

"Tayin emrim üç ay sonra çıktı. Emri aldığım günün sabahında Hasan'ı astılar.
İnfaz gecesi uyumamıştık. Babam, Nuri Amca, annem ve ben, salondaki masanın çevresinde oturuyorduk. Pencerenin önündeki çıplak akasyaya konmuş suskun, korunmasız kış serçeleri gibi... Radyoyu açmıştık; bir haber bekliyorduk... Annem sık sık mutfağa gidip ağlıyordu. Nuri Amca, kımıldamaksızın önüne bakıyordu. Elleri dizlerinin üstündeydi. Omuzları çökmüştü... Konuşmuyorduk. Birbirimizin yüzüne bakamıyorduk.
İnsan, sonuna kadar umutlu olabiliyor. Umut bir çare değil ama galiba çareden daha büyük bir şey.
1960'lı yıllarda bir Ege kasabasında başlayan yasak bir aşkla 12 Eylül'ün hemen öncesinde gelişip darbenin ardından pek çok kişiyle paylaşılan bir kaderle son bulan kırık bir aşk: iki katmanlı bu romanın iç içe geçen iki farklı hikâyesi. Mücadeleleriyle, inançlarıyla, haklılıkları ve yenilgileriyle bütün bir kuşak ve darbelerden, idamlardan geçen, yarım kalan hikâyelerle 2000'li yıllara uzanan yakın tarihimiz. Siyasi bir ortamın içinde filiz veren aşklar, yeşeren duygular, yarım kalan umutlar.
Hüsnü Arkan, 60'lı yıllardan başlayarak, özellikle 12 Eylül döneminin acıtan sayfalarına bir ailenin kadınlarının gözünden bakıyor"

Bir dönem farklı kişilerin dilinden, farklı zaman dilimlerinde anlatılıyor. Hikayesi kadar anlatımı da oldukça güzel, keşke daha uzun olsaydı da okumaya devam etsem diye düşündüm kitap bitince. Betimlemeler, duyguların yansıtılma şekli o kadar naif ki... 

Hele de politik olaylara birazcık da olsa meraklıysanız sarıp götürecektir sizi. "Politika molitika ben anlamaz, işim olmaz" diyorsanız da içerisinde sizi bekleyen hoş bir aşk hikayesi yer almakta. Yani her şartta okumalısınız. :)

Ayrıca kitapta anlatılan hikaye çok gerçek, çok samimi. Ütopik bir şeylerden bahsetmiyor, o kadar bizden, o kadar candan ve bir o kadar da gerçek...