30 Mayıs 2015 Cumartesi

İÇ DÖKÜŞ - 10

Fazlaca sıradan insanların yer aldığı fazlaca sıradan bir hayatta, birazcık sıra dışı bir şeyler arıyor olmak hayalden başka bir şey değil. Bunun hayal olduğunu bilmek, aradığın şeyi hiçbir zaman bulamayacağını bilmek nasıl bir his? Ne yapmak gerek bu durumda? Pes mi etmeli? Sıradan bir mutluluğa razı mı gelmedi? Azla yetinmeli mi? 

Çok fazla insan var, çok fazla düşünce var, çok fazla hayat var ama ne yazık ki hepsi birbirinin aynısı. Sanki herkes bir fotokopi makinesinden çıkmış gibi, hiçbir fark yok aralarında. Aynı düşünceler, aynı istekler, aynı sorular, aynı cevaplar, aynı konuşmalar, aynı bakışmalar, aynı maskeler... İnandırıcı geliyor mu bütün bunlar sahiden? Mutlu ediyor mu gerçekten? Ne zaman gözlerini açacak insan? Ne zaman görebilecek göremediklerini? Ne zaman fark edecek zavallılığını?

Bütün bunları fark ettikten sonra hala var olmayan o şeyi aramak rol yapmaktan daha çok mutlu ediyor. Yaşamak için yaşamamalı insan, yaşamak istediği için yaşamalı. Aramalı, çabalamalı...

Ya vardır bir şey hayatında ya da yoktur. Ya olmalıdır ya da olmamalıdır. Olmamasına katlanılabilir ama 'birazcık' var olmasına katlanılamaz. Varmış gibi görünmesine dayanılamaz. Mış mışlar tatmin etmez belli bir seviyeden sonra. Bir kez açıldıysa gözün kapatamazsın tekrar. 

Bir üst insan ya da bir alt insan... Hangisi olmak isterdin? 

25 Mayıs 2015 Pazartesi

İZLEDİKLERİM - 5 (ONCE)



Önce sountracklerini dinleyip hayran kalmış sonrasında ise filmi izlemiştim ve sanırım en iyi filmler listem olsaydı muhakkak ilk sıralarda yer alırdı. Once...


17 günde çekimleri tamamlanmış sanırım (bir yerlerde okumuştum sanki.) maliyeti de oldukça düşük bir film olmasına karşın etkisi büyük. (hiç değilse benim için öyle olmuştu)

Biraz müzikal tadında ama çok çok samimi. Filmler, kitaplar, müzikler, sergiler... Her daim eleştirilecek bir yan bulunabilir, en güzelinde bile. Ancak ben bu filmde eleştirilecek kötü hiçbir yan bulamamıştım. Neden bu kadar çok etkiledi beni bilemiyorum.

İnsanın içinde bir yerlere değiyor, o kadar saf, o kadar duru ve kibar... İzlemekten ziyade yaşatıyor kendisini.


Aşk, yalnızlık, düş, hayat, müzik... 

İzlemeden geçmeyin ve sountrackini de mutlaka dinleyin, vesselam.

24 Mayıs 2015 Pazar

OKUDUKLARIM -24 (SOSYALİZM GELİYOR SAVULUN)



Hiç tereddüt etmeden 'son günlerde okuduğum en güzel kitap' diyebilirim bu kitap için. Es geçmek istemedim. 

Kitabın Adı       : Sosyalizm Geliyor Savulun
Kitabın Yazarı  : Aziz Nesin
Yayınevi           : Düşün Yayınevi
Yayın Yılı         : 1965 (Benim elimdeki kitap için geçerli tabii bu :) )
Kapak Resmi    : Semih BALCIOĞLU 

19 Mayıs 2015 Salı

UŞAK MACERAM - FORMASYON



Mart ayının başlarından beri Uşak Üniversitesinde formasyon derslerine giriyorum, inşallah bitince formasyonumu alıp rahata ermiş olacağım. :)
Hafta içi iş yerindeki yoğunluk, hafta sonu formasyon nedeniyle Uşak gidiş gelişler derken baya baya yorgunum ve bu yorgunluk arasında ne yazık ki buraya hiç vakit ayıramıyorum.

4 Mayıs 2015 Pazartesi

YENİDEN MERHABA :)

Merhaba arkadaşlar, uzun bir süredir yoktum. Ne yazı yazabildim ne de sizlerin değerli yazılarını okuyabildim. :( Birkaç sorunla uğraşmak zorunda kaldığım sıkıntılı bir dönemdeydim ama çok şükür Rabbim'in de yardımıyla atlattım. Yeniden buralardayım.

Sizlere de bir selam etmek istedim. Umarım hepiniz iyisinizdir ve mutlusunuzdur. Yaz geldikçe bir neşeye bürünüyor insan, hepimiz payımıza düşen huzuru, umudu, neşeyi alabiliriz umarım.

Görüşmek dileğiyle, sevgiyle kalın.. :)

15 Şubat 2015 Pazar

BU BİR UTANÇ YAZISIDIR!



#özgecanaslan

Evet, bu bir utanç yazısıdır sevgili dostlar!
Çok utanıyorum.
Bu güzelim ülkenin bu hale gelmesinden ötürü çok utanıyorum.
Bazı değerlerimizi gün geçtikçe kaybetmeye devam ediyoruz. Peki neden? Nasıl? Bazen sosyal medya eliyle, bazen televizyon yayınları eliyle, bazen takip ettiğimiz ünlülerin eliyle, bazen gazete ve dergilerin eliyle oluyor bütün bunlar. Yavaş yavaş özgürlük adı altında 'ahlâksız'laştırılıyoruz. 

Nasıl bir neslin evladıyız oysa ki biz. Unutturuyorlar, belki kasıtlı olarak unutturuyorlar.
Atalarımızı, ceddimizi düşünüyorum ve utanıyorum.

Bu kadar onursuz varlıklara 'insan' deme mecburiyetinde kaldığım için 'insan'lığımdan utanıyorum.

Siz şimdi birde erkeklikten, adamlıktan, delikanlılıktan dem vuruyorsunuzdur. Karşınıza geçip yüzünüze tükürmek isterdim de sizler gibi insanlar için harcayacağım 'tükürük' bile israf geliyor bana.




Özgecan Aslan... İçime bir kaya oturttular, kaldıramıyorum ne yapsam. Düşündükçe daralıyorum. Sen nasıl katlandın peki kardeşim???

Söyleyecek o kadar çok söz var ki...

Böyle bir şeyi bırakın eyleme geçirmeyi bir an bile aklından geçirmek dahi şerefsizliktir! Şereften yoksun insandan bozma varlıklarla aynı dünyada, aynı ülkede nefes almak zorunda kaldığım için utanıyorum.

Bu tarz insanların almış oldukları her bir nefesten, her bir oksijenden ötürü ben utanıyorum!


10 Şubat 2015 Salı

PATLAYAN BALONLAR



Günaydın dostlar. Nasılsınız? Umarım keyfiniz yerindedir. Bildiğiniz gibi biraz zor bir dönemdeyim ben ama Rabbimin de yardımıyla atlatıyorum çok şükür. 

Dün akşam instagramda bir arkadaş yeni bir tag başlatmış. Blog ve instagram hesaplarımızda kullandığımız isimlerinin hikayesini anlattığımız bir tag. İnstagram üzerinden katılmıştım sonra aklıma buraya da yazmak geldi.